Pazartesi, Ekim 25, 2010

Idareci Degil Lider Secmek

26 Nisan 2008

İnsanlar harfler gibidir.. kimileri sesli, kimileri sessiz.
Seslilerin de sessizlerin de kendi başlarına bir anlamı yoktur
Sesliler sessizlerin arasına karışır, onların sessizliğini bozar...
onlara ses katar...
Sessizler de seslilerin seslerine anlam katar...
İnsanların seslileri liderlerdir.

Yazarını hatırlayamadığım bu güçlü sözler lideri ve onun önderlik ettiğitoplumun rolünü ne kadar da güzel anlatıyor. Bu günlerde üniversitemiz için lider seçmeye hazırlanıyoruz. Atatürk Üniversitesinin geleceği açısından son derece önemli olan bu seçimler, üniversiteyi bir dünya üniversitesi haline getirebilecek liderlerin belirleneceği büyük bir fırsat olarak değerlendirilmeli. Statükoyu koruyacak, üniversitenin hem Türkiye'de ve hem de uluslararası düzeyde ismini duyurmasını sağlayabilecek yetenek ve fikirleri olmayan kişilerin, siyasi görüş ve şahsi mefaatler nedeni ile bu görevlere getirilmesi gibi bir yanılgı, üniversitemizin pekçok yeni açılan üniversiteler başarıları ile kendilerini kanıtlarken, onları seyreden ve hem bilim adamlarını ve hemde öğrencilerini onlara kaptıran bir kurum olması sonucunu doğuracaktır. Atatürk Üniversitesinin, başarıları söyledikleri ile değil, geride bıraktığı kalıcı gelişmelerle kanıtlanmış, dünyadaki bilim kurumlarında olan değişiklikleri anlayıp kavrayabilen, çağın değişimlerine göre üniversiteyi bu yarıştan başarı ile çıkartacak fikir ve görüş zenginliğine sahip, geliştireceği program ve politikalarla üniversitenin atılımını sağlayabilecek liderlere ihtiyacı var. 21 inci yüzyıla ayak uydurabilmiş bir üniversitenin ortaya çıkması, ancak 21 inci yüzyılın liderlik vasıfları ile donanmış kişilerin Atatürk Üniversitesini yönetmesi ile gerçekleşebilir.

Atatürk Üniversitesini bir dünya üniversitesi yapmanın şartlarından ilki, üniversiteyi bilimsellik ve medeniliği esas alan farklı görüşlerin tartışılacağı, gerçek tartışmaların yürütüleceği bir ortama dönüştürmektir. Çoğulcu demokraside sağlıklı düşünebilen beyinlerin aynı görüşte olmamaları ihtimal değil, bir gerekliliktir. Atatürk Ünviersitesini 21inci yüzyıla götürecek yeni idarelerin başarısı, üniversiteyi, hiçbir görüşün bastırılmadığı veya gölgelenmediği, sevilse de sevilmese de herkesin fikirlerinden dolayı rahatlık duyacağı, kınanmayacağı bir ortam yaratıp yaratamayacakları ile ölçülecektir . Bunu başarabilmek, üniversite elemanlarının düşüncelerinden ve siyasi görüşlerinden dolayı değil, yaptıkları çalışmalardan, bilim dünyasına, topluma olan katkılarından dolayı damgalandığı bir ortam yaratmak demektir.

Burada önemli olan bir ayrımı özellikle belirtmek isterim. Her ne kadar idarecilik rektörlük makamının önemli bir fonksiyonu ise de, ondan daha önemli olan rektör makamının liderlik işlevidir. Lider ile idareci arasındaki ayrım gözetilmeden rektör seçilir ve yönetici biri iş başına getirilirse sonuç mevcut durumun devamı olacaktır. Sürdürülebilirlik çabaları içerisindeki bir idareciden, Atatürk üniversitesini bir dünya üniversitesi yapacak atılımları beklemek hayalcilik olur. Lider misyon ve vizyonu olan insan demektir. Lider geleceği gören ve o geleceğe nasıl ulaşılacağını görebilen kişidir. İdareciler ise liderin gösterdiği hedefe ulaşmak için gerekenleri uygulamaya koyan kişilerdir.

Lider, insanları vizyonu etrafında toplayabilen, onları harekete geçirecek yeteneğe sahip olan insandır. Vizyonsuz ve misyonsuz bir lider olmaksızın yola çıkınca varılacak yer, ağaçların tepesine çıktıktan sonra yanlış ormanda bulunulduğunun farkına varılması gibidir.

Üniversitenin üç temel fonksiyonu vardır; öğretim araştırma, ve hizmet. 21inci yüzyılda bu üç fonksiyon artık "öğretim, keşif ve iştirak" kavramlarına dönüşmüştür. Rektör adaylarının bu üç konudaki vizyonları çok önemlidir ve kanımca adaylar tarafından kamuoyuna açıklanmalıdır.

Atatürk Üniversitesine kayıt yaptıran öğrencilerin her geçen yıl daha da düşük puanlar aldıkları bir gerçek. Üniversite'nin başarısı, öğrencilerinin başarısı ile doğrudan orantılıdır. Bir zamanlar ülkemizde en kaliteli eğitimin
verildiği üniversitelerden biri olan ve hatta yetiştirdiği elemanlarının yeni açılan üniversitelerin belkemiğini oluşturduğu Atatürk Üniversitesinin son yıllardaki durumu maalesef iç açıcı değildir. Rektör adaylarının geçmişteki başarıyı yakalamak ve çok daha üst düzeylere ulaştırmak için ne gibi planları olduğu sorgulanmalıdır. Bu planlar uygulanabilirlik ve başarı potansiyeli açısından değerlendirilmelidir. Lider olan adayı, diğerlerinden ayıracak olan onun vizyonu ve bu vizyonu gerçekleştirmek için uygulayacağı, elle tutulur programlarının olup olmadığıdır. "Eğitimi, araştırmayı, ve hizmeti iyileştirmek için elimizden geleni yapacağız" diyen ve nasıl iyileştireceğini maddeler halinde öne süremeyen adayın liderliğini artık sizin takdirinize bırakıyorum.

21 inci yüzyılın üniversitesi bir eğitim yuvasıdır. Sadece normal öğencilere değil, hem kendi personeline ve hem de bulunduğu toplumun her katmanına yönelik eğitim veren bir yerdir. Atatürk Ünversitesinin eğitim faaliyetleri sadece geleneksel öğrencilere yönelik kalmamalıdır. Örneğin halkın eğitim ve kültür sevyesini yükseltmek için kısa süreli kurslar düzenlemeli, gerçek bir E-Üniversite olarak öğrenci ve elemanları yanında halkın da ulaşacağı bir E-eğitim merkezi haline gelmelidir. İnternetin sağladığı olağanüstü güç, Atatürk Üniversitesinin elinde web sitesi aracılığı ile gerçek bir eğitim ortamına dönüştürülmelidir. Üniversitenin web sitesi bir eğitim hazinesi haline getirilmelidir. Yazılı materyal yanında halk eğitiminde kullanılacak ders veya konferansların videoları da web sitesi aracılığı ile halkın kolayca erişebileceği hale getirilmelidir. Devlet üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesini verdikleri vergiler ile destekleyen ve ayakta tutan halk, haklı olarak üniversiteden kendilerine yönelik eğitim faaliyetlerini beklemektedir.

21 inci yüzyılın üniversitesi bir keşif yuvasıdır. Bunun için üniversite elemanlarının her halda bilgi ve becerilerini, toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak keşiflere dönüştürmeleri gerekmektedir. Rektör adaylarının bu konudaki vizyonları sorgulanmalıdır. Adayların, keşiflere imza atan bir Atatürk Üniversite'sini nasıl yaratacakları sorgulanmalıdır. Şahsi görüşüm bu konuda Atatürk Üniversitesinin şimdiye kadar kendisini ispat etmiş olduğu alanlara yoğunlaşmasıdır. Örneğin tıp ve sağlık hizmetleri, üniversitenin güçlü olduğu bir alandır. Yine kanımca Atatürk Üniversitesi hem Türkiye'de ve hem de bölgede "Sağlık kampüsü" olarak isim yapmanın yollarını aramalıdır. Böyle bir Atatürk Üniversitesi için, bölge ve ülkemizin sağlık problemleri üzerinde en son teknolojilerle araştırmaların yapıldığı bir "Tıbbi Araştırmalar Merkezi" bir zorunluluktur. Atatürk Üniversitesi Sağlık kampüsü, gelen hastanın bütün ihtiyaçlarının karşılanacağı ve en son bilimsel verilere dayanan tedavinin uygulandığı, yine en son teknolojilerle üretilmiş tibbi cihazlarla donanmış "tek durak" olmalıdır. Tıp gibi güçlü olunan diğer dallar seçilerek bu dallarda uzmanlaşmış kadrolar oluşturularak o konuda ilk akla gelen isim olmak hedeflenmeli ve ona göre hareket edilmelidir.

Yıllardır üniversite ile halk arasındaki mesafeden bahsedilir. Rektör adayları, bu önyargıyı nasıl ortadan kaldıracakları konusunda sorgulanmalıdırlar. Hizmet konusundaki vizyonlarını, bu vizyonu gerçekleştirecek programlarını açıklamalıdırlar. Örneğin üniversitenin Erzurum'un iş dünyasına ne tür bir katkı yapmasını hedeflediklerini, bu hedefi hangi programlarla hayata geçireceklerini açıklamalıdırlar.

Özetle rektör adaylarını değerlendirmede en sağlıklı kriter, öğretim, keşif ve iştirak (eski haliyle eğitim, araştırma ve servis) konularındaki vizyonları ve bu vizyonlarını gerçekleştirecek programları olacaktır. Kanımca bu konularda adayların görüşlerini "bir saatlik bir semirlerle" üniversite personeline anlatmaları en etkin yöntemdir. Bu seminerlerde her bir adayın hedefinde geleceğin Atatürk Üniversitesinin nasıl olacağının çok iyi görüleceği inancındayım. Eminim bu şekilde gerçekçi verilere dayanan bir seçimle adaylar arasından en uygun olanını rektörlük makamına seçmek mümkün olacaktır.

Seçimlerde oy kullacak üniversitemiz elemanları, verecekleri kararın gelecek nesilleri dahi etkileyeceği bilmelidir. Böyle olağanüstü bir sorumluluğun layıkı ile yerine getirilmesi, ancak adayların çok iyi değerlendirilmeleri ile mümkündür. İnsanlığa yön veren, geleceği şekillerdiren üniversiteler (maalesef şimdiye kadar hep batı dünyasının üniversiteleri olageldiler) liderlerini yukarıda açıkladığım şekilde belirlemekteler. Eğer Atatürk Üniversitesini 21inci yüzyıla bir dünya üniversitesi olarak taşımak istiyorsak, bu işi en iyi başarabilecek adayı seçmemiz hem görevimiz ve hem de sorumluluğumuzdur. Şahsi menfaatler veya siyasi görüşlere dayalı bir seçimin getireceği hüsranın sorumluluğunu umarım hisseder, Atarük Üniversitesini bir dünya üniversitesi yapacak gerçek lideri seçeriz.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Liderlik ve idarecilik her zaman tartışılan iki kavram ve iki özellik olmuştur. Liderliğin idareciliğe üstün tutulmasının nedeni tabiki daha iyi bir özellik olmasından kaynaklanıyor. Adı üstünde lider. Hatta liderlik zirveleri yapılıyor, eğitimleri, konferansları veriliyor kişisel gelişim kitaparı yazılıyor. Toplum içinde güçlü liderler yaratmak onları başa geçirmek bir başarıysa lidersiz yaşayabilen lidersiz bir toplum yaratmak en büyük başarıdır bence. Bireyleri yeterli olgunluğa ve yetilere sahip bir toplumun lidere ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. İdarecilik ise bir sistem içerisinde organize yaşamanın, toplu halde yaşamanın bir gereğidir.