Pazartesi, Eylül 06, 2010

Ataturk Universitesini 21inci Yuzyila Tasimak


22 Mart 2007

Moleküler hayat bilimlerinde son 15 yılda yaşadığımız gelişmeler, yakın tarihimize kadar hayal olarak nitelendirilen ve sadece bilim kurgu filmlerinde görülebilecek kavramları hayatımızın gerçekleri haline getirmiştir. Herbir hastalığın tedavisinin olduğu, yaşam süresinin uzadığı ve hastalıklardan arındırılmış sağlıklı bir yaşam sürmek artık gerçekleşmeye başlamıştır. Moleküler Hayat Bilimleri sayesinde ortaya çıkan potensiyel düşünülüp bu gün bulunduğumuz sevye ile karşılaştırıldığında, bu yolun henüz başlangıcında olduğumuzu görmekteyiz.

Atatürk Üniveritesinde moleküler hayat bilimlerinin uygulamalarının olduğu her dalda (sağlık bilimleri, fen bilimleri) fazla vakit kaybetmeden bir an önce ortak programlar oluşturulmasının bu sahadaki gelişmeleri yakalamak açısından bir zorunluluk olduğu inancındayım.
İlerleyen bilim ve teknoloji, problemlerin tek bir bilim dalında çözülmesini imkansız kılmış, ve yıllar önce birbiri ile ilgisi yok gibi gönünen bilim dallarını aynı laboratuvarda buluşturmaya başlamıştır. Bu yarışta önde gelen üniversite idareleri- ki bununla özellikle Amerika ve Avrupa’daki üniversiteleri kasdediyorum - farklı bilim dalları arasındaki entegrasyonu başarı ile sağlayan ve bu tür ortak çalışmalar için uygun ortamlar yaratanlar olmuş ve olacaktır. Atatürk Üniversitesi idaresi ve enstitüleri, bilim adamlarına proje hazırlamak ve destek bulma konularında aktif olarak yardımcı olabilirler.

Avrupa Birliğinin milyonlarca euroluk araştırma fonlarından yararlanambilmek için, gelişmiş üniversitelerde olduğu gibi merkezi bir ünite altında faaliyetler yürütülebilir. Böyle bir unitede proje yazma konusunda bilgili ve tecrübeli elemanlar, özellikle araştırma görevlisi ve yardımcı doçent gibi işin başında olan geleceğin bilim adamlarının projelerine yardımcı olarak onların başarısı garantilenebilir.

Özellikle ingilizce konusunda gerekirse ana dili ingilizce olan elemanlar istihdam edilerek bu tür projelerin rekabet gücü artırılabilir. İngilizcenin dünyada bilim dili oluşu ve bilim adamlarımızdan pek çoğunun ingilizce yayın yazmada güçlük çektikleri göz önüne alınırsa, ana dili ingilizce olan kişilerin istihdam edilmesinin üniversitemize çok büyük kazançlar sağlayacağı açıktır.

Üniversitemizde bilimsel çalışmaların teşviki konusunda varolan faaliyetlere aşağıda önerilenlerin eklenmesinin önemli katkılar sağlayacağı inancındayım. Bu önerilerim özellikle başarılı Amerikan Üniversilerindeki gözlemlerime dayanmaktadır.

Heryıl üniversitede bilimsel çalışmaları ile başarılı olan bilim adamları belirlenip, onlara “Yılın en iyi bilim adamı ünvanı” verilebilir. Bu unvan şu unsurları içerebilir.

1. Üniversite mezuniyet töreninde isimleri açıklanacak ve ödülleri verilecek bu bilim adamlarının en azından yerel basında da tanıtılarak özel bir konum verilmesi

2. Bu elemanlarının araştırmalarını devam ettirmeleri için üniversitenin araştırma bütçesinden önemli miktarda kaynak sağlanması

3. Bu elemanların maaşlarına belli bir yüzde ilave edilerek gayretlerinin takdir edilmesi

4. Üniversitenin bilimsel faaliyetlerine yön verecek mekanizmada bu bilim adamlarının görüş ve önerilerinin alınması ve planlamada öncelik verilmesi.

Üniversitemizde araştırmanın teşvikinin bir diğer yoluda her fakültenin araştırma günü organize etmesi, ve herbir elemanın yaptığı çalışmaları bu günlerde sunmasıdır. Böyle bir aktivite, üniversitenin bütün birimlerinde, hem sosyal ve hem de fen bilimlerinde araştırma kültürünün yerleşmesinde çok önemli rol oynayacaktır.

Hiç yorum yok: