Pazartesi, Eylül 06, 2010

Ataturk Universitesini 21'inci yuzyila tasimak : Yeniden Yapilanma


 11 Mayis 2008
Başarıya giden yol düz değil
Bu yolda;
Başarısızlık adında bir dönemeç,
Kafa karışıklığı adında bir tali yol,
Ekip adında kontroller,
Çekemezler adında kırmızı ışıklar,
Meslektaşlar adında sarı ışıklar,
Ve patlamış tekerlekler var

Fakat...

Kararlılık adında yedek lastiğin,
Yılmama ve azim adında bir motorun
İnanç adında bir sigortan varsa
Ve arabayı bir lider kullanıyorsa
Varacağın yerin adı BAŞARI olacaktır.
Atatürk Üniversitesini 21'inci yüzyıla taşımanın, onu bir dünya üniversitesi yapmanın yolu da düz olmayacaktır. Yıllardır alışılagelmiş sistemin ve anlayışın değişmesi elbette kolay değildir. Atatürk Üniversitesi, "BAŞARI" hedefine ulaşmak için gerekli olan insan gücüne, bilgi birikimine ve enerjiye sahip bir kuruluştur, yeterki bu yola kararlı, azim ve inançla yürüyecek bir lider ve aynı özelliklere sahip elemanlarının katılımıyla çıksın.

Demokratik, katılımcı, kimsenin görüş ve davranışın kınanmadığı, aidiyetten değil liyakattan dolayı değer verilen bir ortam yaratmak bu yolda başarı­ya götürecek motordur.

Kendini gelişmekte olan bir ülkenin, geri kalmış bir bölgesinin, giderek kötüleşen bir şehrindeki üniversite elemanı olarak görmek, "adam sende nasıl gelmişse öyle gider, ben mi düzelteceğim" demek, altına imzasını attığı başarılara değil, laflarına veya ait olduğu siyasi gruba bakarak lider seçmek başarısızlığa götürecek dönemeç olacaktır.

Bu yolculuğun patlamış tekerleklerin tamiri ile geçmesini önlemenin yolu, dünya üniversitelerinde olup bitenleri anlayıp kavrayan, globalleşmenin dünyanın en ücra köşelerini buluşturduğu bir ortamda rekabet gücüne sahip öğrenciler yetiştirmeyi amaç edinen, Atatürk Üniversitesini önce yöresine, sonra Türkiye'ye ve sonra da Dünya'ya ışık saçan bir güneş yapma hayali ile yanıp tutuşan ve en önemlisi bu hedeflere götürecek yol haritasını çizebilen bir lideri seçmektir. Ondan sonra da o liderin vizyonunu gerçeğe dönüştürecek hem liderlik ve hemde yöneticilik başiflarına sahip bir yönetici kadro, ekip, seçmektir.

Yukarıda saydığım hedeflere elbette tek bir kişinin gayretleri ile ulaşılaşılamaz. Zaten lider, işleri yapan değil, çalışma arkadaşlarını kendi vizyonu etrafında toplayan, onlara güç veren, amaçları etrafında onları heyecanlandıran insandır. Liderin oluşturacağı yönetici kadro, tali yola sapmayı engelleyecek, yoldaki sarı ışıklar gibi hedeflere temkinli olarak yaklaşmayı sağlayacak kontrol noktalarıdır. Başarılı bir kadro ise onu oluşturanların birikim ve tecrübleri ile doğru orantılıdır. Birinci sınıf beyinler, birinci sınıfları, ikinci sınıf beyinler ise üçüncü sınıf beyinleri i$e alırlarmış. Gerçek lider birinci sınıf beyindir ve vizyonunu gerçekleştirmek için kendini birinci sınıf beyinlerle kuşatır.

Rektör adayı meslektaşlarımın birlikte çalışacakları kadroları ve ne tür bir yapılanma ile hedeflerine ulaşacaklarını açıklamaları, liderlik seçiminde çok önemli bir rol oynayacaktır kanısındayım.

Atatürk Üniversitesi özellikle son onbeş yıldır batının üniversitelerinde yaşanan üniversite yapısındaki değişiklikleri kendi bünyesine adapte ederek çok kısa zamanda büyük başarılara imza atabilir. Böyle bir "yeniden yapılanma" da yetki ve sorumluluk küçük birimlere kadar dağılacağı için yönetimde demokrasi ve katılım sistemli bir şekilde hayata geçirilmiş olacaktır.

Önceki dönemlerin aksine, hemen her adayın, katılımcı ve daha demokratik bir üniversite yaratmayı hedefledikleri memnuniyet vericidir. Yeniden yapılanma ile bu vizyon da "ümit" safhasından "gerçek" platformuna taşınacaktır.

Türkiye'de şimdiye kadar üniversitenin fiziksel (bina vb) ihtiyaçlarından tutun, ihaleler, projeler, öğretim üyeliği işlerinden öğrenci işlerine, bütçeden derslere kadar hemen her konuda rektöre başvurulageldi. Her ne kadar son zamanlarda görev ve sorumluluk dağılımı yapılmaya başlandı ise de, modern üniversite yapılanması yeterince adapte edilemediği için lider olması gereken rektörler ister istemez yönetici pozisyonuna düştüler. Diğer bir değişle liderlik yapmalarına ne zaman, ne de fırsat bırakıldı. Çünkü devamlılığı sağlama çabası içerisinde olan birisi için liderlik fonksiyonunu yerine getirmek imkansızdır.

Yeniden yapılanma ile özellikle yetki ve sorumluluklar belli olacağı için, değişik alanlarda üniversitenin elle tutulur gözle görülür bir gelişme sağlaması da garanti altına alınmış olacaktır. Çünkü böyle bir yapılanma ile rektörler her problemin yaratıcısı ve her başarının sahibi olmaktan kurtulacak, özel alanlarda yetki ve sorumlulukları olan rektör yardımcıları ve onların altındaki birimsel yapılaşmada görev alacak kişiler, ilgili konuda hem hesap sorulan ve hem de başarıları için takdir edilen adresler olacaktır. Örneğin bu konumlardan biri olacak "Araştırmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı" üniversitenin araştırma faaliyetlerinden yetkili ve aynı zamanda bu alanda hesap verecek kişi olacaktır.

Üniversitenin öğretim, keşif, ve katılım faaliyetlerinin hepsi ve bunların alt kollarından sorumlu olacak idareciler seçilip onlara hem yetki verilip ve hem de sonuçlarından hesap verecek şekilde sorumluluk yüklenerek Atatürk Üniversitesinin bir dünya üniversitesi olması yolunda çık kısa zamanda çok önemli işler başarılabilir.

Demokratik ve katılımcı bir ortam ancak üyelerinin taşıdıkları görev ve sorumluluklar aracılığı ile ortamın aktif birer üyesi olmaları ile gerçekleştirilebilir.

Türkiye, Avrupa ve Amerika'da geçen kırk yılı aşkın yaşamım boyunca gözlemlediğim, bizlerin yüzyılların birikimi olan atasözlerimizi günlük konuşmalarımızda dilimizden düşürmememize rağmen, asıl batının bu sözlerin gereğini yerine getirmeleridir. "Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu?" deriz ama liyakat yerine aidiyeti baz alırız. "Bir elin nesi iki elin sesi var" deriz ama hem yetkiyi ve hem de sorumluluğu bir insana yükleriz. "Ekmeği fırıncıdan al, üstüne de beş kuruş ver" deriz ama başarıları yaptıklarıyla kanıtlananlar yerine ağzı iyi laf yapanın peşinde koşarız. Böyle olunca da bu sözlerin gereğini hayatına aktaran batının ekonomik boyunduruğundan da bir türlü kurtulamayız.

İşte bunun için bu rektörlik seçimleri daha da önemli olmaktadır.. Artık değişim zamanıdır. Atatürk Üniversitesini dünya üniversitesi yapacak olan her bir elemanıdır. Bunun için önce kendimizi dünya üniversitesinin elemanları olarak görüp hem akademik ve hem de toplumsal yaşantımızı bu vizyon çerçevesinde yönlendirmeliyiz. Başından da belirttiğim gibi Atatürk Üniversitesi bunu gerçekleştirecek güce ve potansiyele sahiptir. O hedefe ulaşmak ise, bu yolculuğa hep birlikte çıkılarak ve gerekenler layıkıyla yapılarak mümkün olacaktır.

Hiç yorum yok: